Hayat... verilen en güzel hediye....

Her şey'i gördünüz..
Her Şey'i birlikte yaşadınız..
Neye? ve Nasıl şaşırıyorsunuz?

"işte böyle" yağın üzerime... Yağın üzerime...

Altı üstü yıkacağım dört tane duvar...
ama birde kapı var...
Ama altı üstü dört tane duvar...

"İçime sığmaz iken ben, duvarlara hapseden sen"
-Bak nasıl rahat başkasna bok atmak-
Yalan... Yalan..
Yağın üzerime...
Yağın üzerime...

---- KAHVEEE ----

-- ÇOK Sıcak... ---



ELİF...

Ozlem... (Yok.. Yok.. Onun bi kucugu)

Çok seviyorum seni... anlamayacağın, çünkü benim anlatamayacağım kadar çok seviyorum seni..

Hak ettim demiyorum.. Ama hakikaten sevdim...
Kabahat mi? OOOoo bende bir dolu. Velhasıl Seviyorum seni..
Değiştirmiyor ne beni ne seni ne de sana olan sevgimi...
Aptal cesareti ile sevdim seni... Öyle devam ediyorum..
Ya ben, Ya sen, yada içimizde, ikimizde bir şey ölüyor...
Ben bunu sevmiyorum.. Ben Seni Seviyorum...

Açıldıkça denizde karada ki nirengi noktaların azalır ya... İşte ben buna yaşlanmak diyorum.. ve de boğulmak istemiyorum...

Ankara'lıyım... Ayağım torağa değsin.. O toprak değere hak ettiği yere.. Hak eder ise..

---

Sadık Silahşörün
d'A

Keep Talking


Neredeyiz?
Kim için neyin savaşını veriyoruz?
Omzuna dokunan her el dost değil...
Kokunu tanıyanların olmadığı kadar.

Hoş geldin...
Herkes hatıralarda var olmak ister...
Teselli savuşturmaları geçer, gider...
Acın her zaman seninle beraber..

Eyvallah.
Kabullenmek acı verir. Ama sıkı bağlar.
O vakitten sonra elinde sade bir ip kalır.
Boş bir düğüm, sebepsiz bir çaba..

Haykır
Küfür de olsa, iltifat da haykır...
Beddua bile "O"na vakit ayırmaktır.
Çaba, sonuç beklemeden sarf edilir ise vicdanı temizler.

Biz bu vakitten sonra kir göstermeyiz..
Ama sizi kötü döverler...

-- Keep Talking -- ama içinden... Bundan sonra.. İçinden...

4 Haziran 2012

Yani dün..

"Beklemek Cehennemdir" demiş Shakespeare...

İlk sen mi unuttun? Yoksa ilk sen mi vazgeçtin?

Merci...

Avec plaisir...

BETER / YETER

Mesafe ölçülebilir bir kavram değilmiş. Seninle aramda ki uzaklığı bir ben bilirmişim. Dokunacak kadar yakın iken seni özlemek, kokunu duyamayacak kadar uzak iken seni yanımda hissetmek. Mesafemiz arasındaki boşluk her daim "Başkaları" tarafından doldurulmakta. Sanırım bu bizim eksikliğimiz. Yetemeyişimiz. Kutlamaya değer bir şey olduğunda "yanımızda" olsun istediklerimiz yalnızca "Yanımızda" kalsa.. "Aramıza" girmese. Seni kendime bile anlatamaz iken başkalarına karşı dile getirme çabalarım seni yermez. Ama seni (Zeppelin dinleyip bira içiyorum.. Akşamdan kalamadım, sabahtan devam ediyorum... Çok güzel çalıyor ) Nerede kaldığımı unutuyorum...

Neyse...

"Bilirsin ya hani..." diye başlamanın keyfi çok güzel. 

Sensizlik de güzel.. Sensiz kalabilmek için seni bilmek gerek.. Hiç haberi olmayanlara göre çok şanslıyım. Sensizlik de güzel.. 

Parmaklarım uyuşuyor son günlerde. Tam da sana dokunduğum tarafları.. 
Canım acıyor son günlerde.. Tam da bana dokunduğun tarafları...

"Hatırlarsan bir gün" yaşanmışlığın simgesidir. Hatırlamasan da yaşanmışlığı değiştirmez. Hatırlamak mı, yaşanmışlık mı beni mutlu eden? Yoksa sadece sen misin? 

"Geçmişte Kalmak" değil, kadrini bilmek benimkisi. 

Seni bilmeyen yok ise etrafımda, gidememişsin kadın. Sağ ol kaldığın için. 


Hayatının en güzel zamanlarını bana ayırdığın için çok teşekkür ederim.